Bir Sonraki Af Ne Zaman? / Bumin Doğrusöz

Google+ LinkedIn +

Resmi Gazete’de yayımı beklenen 7326 sayılı ve bazı alacakların yeniden yapılandırılmasını ve çeşitli af düzenlemelerini içeren kanun, nihayet dün yayımlandı. İşletmelere çeşitli kolaylıklar getirildi. Kısaca,

– Mükelleflerin kesinleşmiş borçları sağlanan çeşitli kolaylıklarla birlikte yeniden yapılandırıldı

– Mükelleflerin ihtilaflı borçları da sağlanan çeşitli kolaylıklarla birlikte yeniden yapılandırıldı

– Mükelleflere matrah artırımı adı altında inceleme dışı kalma hakkını satın alma hakkı tanındı

– Mükelleflere kayıtlarındaki, stoklarındaki olumsuzlukları vergi adı altında ödenecek bir bedel karşılığı düzeltme hakkı tanındı

– Mükelleflere kısmen de olsa bilançolarını güncelleme olanağı tanındı.

Bu olanakların her birini ileriki yazılarımda incelikleri ile aktaracağım. Aceleye gerek yok. Çünkü son müracaat tarihi 31 Ağustos. Önce mali af kanunları ile ilgili genel düşüncemi aktarayım. Ancak önceki gün başıma gelen bir ilginç olayı aktarmakla başlayayım.

Önceki gün, daha 7326 sayılı Kanun kabul edilmiş ve yayınlanması beklenirken, bir mükellef telefonla, “Hocam bir sonraki af kanunu ne zaman çıkar, çok mu geç çıkar? Diye sordu. Verdiğim cevabı, yazımın sonunda söyleyeceğim. Soruyu sorma gerekçesini sorduğumda, “ekonomik olarak çok sıkışık olduğunu, hem işyeri hem ev kirası, kredi taksitleri, kredi kartı borçları, çocuğun okul taksitleri vb. borçlarla zaten boğulduğunu, bu Kanunla sağlanan olanaklarla dahi ödeme yapması olanağı bulunmadığını” söyledi. Bir şey diyemedim.

Pandemi etkisindeki ekonomik olumsuzlukların yarattığı sıkıntılı ortamdan bağımsız olarak bu soruyu, düşündürücü bir soru olarak algıladım. İlk akla gelen, mükelleflerin artık yapılandırma ve af kanunlarına alıştığı. Mükellef kesimi haksız da değil. Kamu, mükellefleri bu konuda alıştırdı ve doğal beklenti içerisine aldı. Bu, beklenti önceki kanundan sonra zamanaşımı süresi kadar süre dahi geçmeden çıkartılan yeni kanunlarla oluştu. Yapılandırma ve af kanunları, artık 2 – 3 yılda bir çıkarken, şimdi gelenek önceki yapılandırma kanununun taksit süreleri dolmadan önce yenisinin çıkartılması.

Bu kanunlarla, vergi ve mali düzene ilişkin kanunların, mali idarenin ve denetim teşkilatının, yargı kararlarının otoritesini zedelemekten öte, yok ettiğimizi artık her halde herkes kabul ediyordur.
Hatta bu kanunlarla, işletmelerin bilançolarının gerçeği aksettirmediği, işletmelerin stok ve envanter kayıtlarının yanlış olduğunu, stoklarda olmayan mallar gözüktüğü gibi, var olan mallarında stoklarda gözükmediğini, cari hesapların kasten şişirildiğini de resmen ikrar etmiş olmuyor muyuz? Bu bilançoların bir kısmının yeminli mai müşavir tasdikinden veya bağımsız denetimden geçtiğini de düşünürsek, bu müesseselere güveni de zedelemiş olmuyor muyuz?

Bizim işletmelerimiz bu şekildeki işletmeler midir? Yoksa işletmeleri bu hale getiren ve ortadan kaldırılması gereken nedenler mi vardır? Bu soruların üzerinde önemle durulması gerekmektedir.
Bu gün geldiğimiz ortamın bir sorumlusu da, Anayasa Mahkemesi’dir. İdari para cezalarının veya idari para cezalarını gerektiren af kanunlarının çıkartılmasında Anayasa madde 87’de zikredilen beşte üç çoğunluğun aranmasının gerekmediği yönündeki içtihat değişikliği ile bu tür kanunların çıkartılması kolaylaştırılmıştır. Bu şekildeki kanunlar, siyasetçinin oy sevdası ve mükellef kâr maksimizasyonu/az ödeme iştahı ile birleşince “win – win” haline dönüşmüştür. Oysa bir kaybeden vardır. Kaybeden “Hazine” ve bahsettiğimiz üzere “mali otorite”dir.

Bir gerçeği daha dile getirmek gerek. Bu günkü affın gerekliliği ortamının doğmasında, vergi mevzuatının gri alanlarla dolu olması ve denetim standartlarının yokluğu, idarenin çelişkili uygulamaları, içtihat çelişkileri gibi faktörler de rol oynamaktadır. Vergi sisteminin, mevzuatıyla beraber yeniden kurulması gerekmektedir. Sistemin sorunları giderilmedikçe, mükelleflerin af beklentileri de haklılık kazanmaktadır. Bu nedenle, sistemin düzeltilmesi veya yeniden kurulmasıyla birlikte gelmeyen afların, yeni af beklentisini ortadan kaldırmayacağı açıktır.

Şimdi gelelim yeni affın tarihine veya telefonda verdiğim cevaba. Bu sadece benim tahminim. Yeni mali affın 2023’de de çıkacağını düşünüyorum. Neden 2023? Çünkü 2023 yılı hem seçim yılı hem de Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılı. Cumhuriyetimizin 50. kuruluş yılına bakarak, 100. Kuruluş yılına da yakışır diye düşünüyorum. Bu nedenle borcunu azaltmak isteyen, devletine borçlu kalmak istemeyen dürüst mükelleflerden, bu Kanuna göre dahi ödeme yapamayacaklara, fazla üzülmeyin diyorum.

(Kaynak: Bumin Doğrusöz / Dünya Gazetesi | 10.06.2021)

Share.

About Author

Comments are closed.