Ortaklar, Şirketlerine Borç Verebilir Mi? / Nedim Türkmen

Dünkü yazımda, 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan düzenlemeden sonra artık ortakların şirketlerine döviz cinsi borç veremeyeceğini açıklamıştım. Bugün ise ortakların şirketlerine verdikleri Türk Lirası borçların hem ortak hem de şirket açısından sonuçlarını sizlerin dikkatine sunmak istiyorum.

ŞİRKETLERİN ORTAKTAN BORÇLANMASINDA SINIRLAMA VAR MI?

Şirketler, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak borçlanarak bu fonları faaliyetlerinde kullanabilirler. Ancak alınan bu borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte şirketin öz sermayesinin üç katını aşmaması gerekmektedir. Yani şirketler, öz sermayenin üç katını aşmayacak şekilde ortaktan borçlanabilir hatta emsallere uygun faiz de ödeyebilir. Emsallere uygun faiz bedelinin tespitinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13’üncü madde hükmü ve 1 Seri Numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliği’nde açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanın kullanılması gerekmektedir. Belirlenen sınırın üzerinde borçlanılması halinde; ödenen faizler gider yazılamaz, örtülü sermaye sayılır.

Şirkete kullandırılan borçların, örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi durumunda örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla

dağıtılmış kâr payı olarak değerlendirilmektedir.

Ayrıca 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nden önce, şirketlerin nakit ihtiyacı olmadığı halde gerçek kişi ortağından aldığı döviz borçlarına ilişkin ortaya çıkan kur farklarının, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgisi olmayacağından ,kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün olmayacaktır. Şirketin nakit ihtiyacı olması durumunda da; örtülü sermaye ile ilgili yasal düzenlemelerde belirlenen şartlara bakılacağı tabidir.

“Bu itibarla, şirketiniz tarafından ilişkili kişiden yapıldığı belirtilen mal ve hizmet alımlarına ilişkin olan ve normal ödeme vadeleri geçen borç tutarlarının (ve bunlara ilişkin hesaplanan vade farkı ve kur farkı tutarlarının) örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınması ve bu şekilde hesaplanan örtülü sermaye tutarına isabet eden vade farklarının tespit edilerek örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz olarak kabul edilmesi gerekmektedir.”

(Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 08.03.2018/38418978-125[12-16/1]-102776 sayılı muktezası)

Şirkete borç verip faiz alan ortağın geliri “menkul sermaye iradı” olarak, izleyen yılın mart ayında beyan edilerek vergisi ödenmelidir.

Şirketlere borç verenlerin bir başka şirket veya tacir olması durumunda, verilen borç ile ilgili olarak, her ay emsallere uygun bir faiz tahakkuk ettirilmesi ve finansman temini hizmeti olarak, borç alana katma değer vergisi de hesaplanarak fatura edilmesi gerekmektedir.

KAYITDIŞI SATIŞIN GÖSTERGESİ Mİ?

Eski bir vergi inceleme elemanı olarak şirket ortaklarını uyarmak istiyorum .Vergi müfettişleri, bir şirkette düzenli olarak ortaktan para girişi var ise bunu o işletmede kayıt dışı yani faturasız satış olduğunun karinesi kabul eder ve bu hususa yoğunlaşır haklı olarak.

Vergi Müfettişleri bu durumda, şirket ortaklarını hemen radarlarına alır ve araştırmaya başlar. Şirkete verilen borç paraların kaynağı nedir? diye. Şirket ortaklarının başka gelirleri var mı? Tasarruf ya da gelirleri ile verdikleri borçları açıklayabiliyor iseler sorun yok. Açıklayamaz iseler, hem şirketler hem de ortaklar için yeni ve zorlu bir sürecin başlayacağından hiç şüpheniz olmasın.

Aman dikkat!

Sözcü | 26.11.2018

About Author

Comments are closed.