Vergi hukukumuzda yer alan adaletsiz uygulama ve düzenlemeleri, zaman zaman yazıyor ve giderilmeleri yönünde önerilerde bulunuyorum. Şimdi bunlara iki yenisi daha eklendi. Hem akademisyen hem de köşe yazarı olarak benim görevim de bunlara dikkat çekmek.
Geçtiğimiz günlerde (30.12.2025) Resmi Gazete’de yayımlanan 49 seri no’lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği ile gelir ve kurumlar vergisi kanunlarında yer alan indirim ve istisnalardan yararlanmak belli sınırlarla YMM’den tasdik raporu alınması koşuluna bağlandı. Ancak bu sınırlar çok düşük belirlendiği için pek çok haksız uygulamaların doğacağı şimdiden bellidir.
Burada sözünü ettiğim indirimlerin başında Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinde yazılı ve pek çok beyannamede indirim konusu yapılan, özel sigorta indirimi, eğitim ve sağlık harcaması gibi indirimler gelmektedir. YMM Tasdik Raporu alınması koşulunun beyannamesinde bu indirimleri kullanan herkes için öngörülünce gayrimenkul sermaye iratları, birden fazla işverenden elde ettikleri ücretleri dolayısıyla beyanname verenler de kapsama girmiştir.
Bu kişilerin gelirleri için değil de gelirden indirimleri için tasdik koşulu getirilmesinin, kayıt dışı ekonomi ile mücadele amacından çok indirimleri sınırlayarak hazine gelirini artırma amacının ön plana çıktığı izlenimini yaratmaktadır. Öte yandan belirlenen sınır da 500.000 TL gibi aşırı düşük bir sınırdır.
Şimdi bir örnek üzerinden konuşalım. Kira gelirlerini veya birden fazla ücret gelirlerini hazır beyan sistemi üzerinden dolduran ve beyan eden kişinin oğlu için koleje ödediği 1.500.000 liralık eğitim harcamasının, gelirinin izin verdiği 510.000 lirasını indirim konusu yaptığını düşünelim. 49 sayılı tebliğle göre 10.000 Lira yüzünden YMM ile sözleşme yapıp Tasdik Raporu alması gerekecektir. YMM’nin ücreti, tarifeye göre, 25.955 Liradır. Yani mükellef, 10.000 liralık indirimi için 25.955 TL ödeme yapacaktır. Hiç kimsenin böyle bir ödeme yapmayacağı, mükellefin indirimden 10.000 Lira eksik yararlanacağı düşünülüyorsa, düzenleme tebliğ ile mükelleflerin yasal haklarından caydırılmasını ifade edecektir. Böylesine ölçüsüz bir düzenleme Tebliği hukuka aykırı düşer.
Bir an için bu mükellefin konudan habersiz olarak eğitim harcaması satırına indirim olarak 510.000 Lirayı yazdığını ve haberi olmadığı için de tasdik raporu almadığını farz edelim. Bu mükellefin başına geçekler, pişmiş tavuğun başına gelmeyecek cinsten olacaktır. Önce vergi dairesi bu mükellefe YMM Tasdik Raporu ibraz etmesi için 60 gün süre veren bir yazıyı, VUK mük md. 227/3 uyarınca tebliğ edecektir. Ancak bu yazının ekinde VUK md. 353/11 uyarınca asgari tutardan 400.000 TL tutarında özel usulsüzlük cezası ihbarnamesini de birlikte tebliğ edecektir. Beyannamesinde yasal hakkı olmakla birlikte idarenin öngördüğü sınırın birazcık üstünde 10.000 liralık indirim yapıp YMM’ye 25.955 TL de ödemeyen bu ücretli, şimdi 400.000 lira özel usulsüzlük cezası ödeyecektir. Öngörülen sürede yine tasdik raporu alıp ibraz etmezse, bu defa indirim hakkını kaybedecek 510.000 liralık haksız(?) indirimi dolayısıyla cezalı gelir vergisi tarhiyatı ile karşılaşacaktır.
Bu örnek olayımızda zaten elektronik ortamda düzenlenmiş bir tanecik eğitim faturasının nesinin incelenerek tasdik raporu hazırlanacağını da anlayabilmiş değilim.
Tebliğin bu yönü ile düzeltilmesi, ticari, zirai ve mesleki kazanç sahipleri ile sınırlanması, daha akılcı ve parasal sınırları ile anlamlı hale getirilmesi şarttır. Yoksa söz konusu ölçüsüzlükleri dışlamadığı için korkarım ki iptale mahkûm olacaktır.
Kurumlar için getirilen tasdik zorunluluklarının da gözden geçirilmesi gerekmektedir. Örneğin, işletmeler Kuruma ödemedikleri SGK primlerini KKEG yapmakta, izleyen yıl -fiilen ödediklerinde- “diğer indirimler” satırımda indirim konusu yapmaktadırlar. Bir şirket bu şekilde uygulama yapıp, ödeme yaptığı yılda diğer indirimler satırına yazdığı tutar 1 milyon liranın üzerinde ise tasdik raporu olmaksızın SGK primlerini indirim konusu yapamayacaktır. Yaparsa, yukarıda yazdıklarım Şirketin de başına gelecektir.
Şimdi bu şirkete zamanında ödeseydi tasdik raporu ihtiyacı olmaksızın gider yazabileceği tutarı, yasa gereği olarak, fiilen ödediği yılda gider yazabilmesi, tasdik rapor koşuluna bağlanmaktadır. Zaten SGK primini dahi zamanında ödeyemeyen, zor durumda olan bir şirkete, devlete (SGK’ya) borcunu ödedi diye olumlu yaklaşmak varken, yasal hakkını kullanmasını özelleştirilmiş mali yükümlülük koşuna bağlanmak da bir başka ölçüsüz düzenleme örneğidir. Üstelik burada tasdik raporunda banka dekontunun dışında incelenecek hiçbir şey yoktur. Olsa olsa gecikme zammını gider yazıp yazmadığına bakılabilir.
Dolayısıyla bu tasdik yükümlülüğünün de hem rakamsal hem de konu açısından gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Burada dile getirmek istediğim bir diğer konu da yeniden değerleme konusudur. Köşemin sınırları dolayısıyla çok kısa yazayım. Bilindiği gibi ticaret kesimi için enflasyon düzeltmesi müessesesi ertelenmiş, yerine yeniden değerleme uygulaması yapılması öngörülmüştür. Ancak bu defa, muhasebe düzenleri, amortisman ve envanter düzenleri elverişli olduğu halde işletme hesabı sahipleri ve serbest meslek erbabı dışlanmıştır. Onların da amortismana tâbi büroları, muayenehaneleri, bilgisayarları, masaları, iskemleleri arabaları vardır. Yeniden değerleme onların da hakkıdır. Bu konuda üvey evlat muamelesi göre serbest meslek erbabının odaları, birlikleri, eşitliği sağlamak, üyelerinin uğradığı haksızlığı gidermek adına, örneğin TÜRMOB, Barolar Birliği bu konuda yasama organı nezdinde girişimlerde bulunuyorlar mı bilmiyorum? Maksat her halde bu kesim üzerinden enflasyonu vergilemek değildir, diye düşünüyorum.
İşte bu konuda eşitliği ve vergi adaletini sağlayıp, işletme hesabı sahipleri ile serbest meslek erbabına da yeniden değerleme hakkını tanıyıp, YMM tasdiki koşuluna bağlasak, daha doğru bir iş yapmış olmaz mıyız?
(Kaynak: Bumin Doğrusoz / Ekonomim.com | 08.01.2026)