Şirket denetçilerine verilen ücretlerde vergilendirme / Veysi Seviğ

Google+ LinkedIn +

Anonim şirket, sermayesi verili ve payları bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız mal varlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye paylarıyla ve şirkete karşı sorumludurlar.

Türk Ticaret Kanunu’nun 365’inci maddesi gereği olarak anonim şirketler “Yönetim Kurulu” tarafından yönetilir ve temsil olunur.

Yönetim kurulu her yıl üyeleri (ortakları) arasından bir başkan ve başkanın bulunamadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere en az bir başkan vekili seçer. Esas sözleşmede başkanın ve başkan vekilinin veya bunlardan birinin genel kurul tarafından seçilmesi öngörülebilir.

Yönetim kurulu; işlerin gidişini izlemek, kendisine sunulacak konularda rapor hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim amacıyla içlerinde yönetim kurulu üyelerinin de bulunabileceği komiteler ve komisyonlar kurabilir. (T.T.K md:366)
Yönetim kurulu temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. Ancak en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisine haiz olması şarttır.

Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri şunlardır: (T.T.K md:375)

  • Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi,
  • Şirketin yönetim teşkilatının belirlenmesi,
  • Muhasebe, finans denetim ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması,
  • Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları,
  • Yönetimle görevli kişilerin özellikle kanunlara, esas sözleşme, iç yönelgelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi,
  • Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi,
  • Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması,
  • Türk Ticaret Kanunu’nun 394’üncü maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin tutarı esas sözleşme ile veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, pirim ve yıllık kardan pay ödenebilmesi gibi hallerdir.

Bilindiği üzere Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde yer alan özel tanımlamaya göre “ücret, işvereni tabii belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler” olarak tanımlanmış olup, “ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı) tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun maliyetini değiştirmez.”

Bu bağlamda da “yönetim ve denetim kurumları başkanı ve üyelerine, tasfiye memurlarına ve bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler” ücret olarak kabul edilmektedir.

Konuya ilişkin olarak “T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı (mükellef hizmeti KDV ve Diğer vergiler Grup Müdürlüğünün 03/12/2015 günlüğü görüşümde de “birlik başkanı, yönetim ve denetim kurulu üyelerine yapılan huzur hakkı ödemelerinden gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılarak” ödeme yapılabileceği ifade edilmiş olup “verginin işverence üstlenilmesi halinde ise ödenen tutarın brüt tutarlara dönüştürülerek, bu tutarlar üzerinden gelir vergisinin hesaplanacağı tabiidir.” ifadesine yer verilmiştir. Dolayısıyla Ticaret Şirketlerinde ortaklara yukarıda sayılan hizmetlerin karşılığı olarak yapılan ödemeler gelir vergisine tabii olmaktadır.

İTO HABER I 04.10.2019

Share.

About Author

Yorum Bırak