İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERE İLİŞKİN KATMA DEĞER VERGİSİ İADESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BİR HUSUS / Dr. İsmail PAMUK

Google+ LinkedIn +

İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERE İLİŞKİN KATMA DEĞER VERGİSİ İADESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BİR HUSUS

 

Dr. İsmail PAMUK-Yeminli Mali Müşavir

 

           

Katma Değer Vergisi Kanunu (KDVK)’nun 28’inci maddesi uyarınca; katma değer vergisi (KDV) oranı, vergiye tabi her bir işlem için % 10’dur. Bakanlar Kurulu bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir. Bu kanuni düzenlemeye istinaden Bakanlar Kurulu tarafından KDV uygulamasında farklı oranlar belirlenmiştir. Mevcut durumda genel oranı ifade eden % 18 ve indirimli oranı ifade eden % 1 ve % 8 olmak üzere üç farklı oran uygulanmaktadır.  

Mal veya hizmet alışlarının genel oranda, buna karşılık satışların indirimli oranda katma değer vergisine tabi olması, mükellefler üzerinde ek bir vergi yükü oluşturmaktadır. Katma değer vergisinin indirim mekanizmasını bozan bu durum nedeniyle, indirim yoluyla giderilemeyen verginin mükelleflere iade edilmesi yönünde düzenlemeler yapılmıştır. Düzenlemelerin kanuni dayanağını KDVK’nun 29/2 maddesi oluşturmaktadır.

KDV uygulamasında iadesi talep edilecek tutar;

  1. a) İade hakkı doğuran işlemin doğrudan girdisini oluşturan mal ve hizmetler (işlemin bünyesine doğrudan giren harcamalar),
  1. b) İade hakkı doğuran işlemle ilgili olan telefon, kırtasiye, posta, ulaşım, konaklama, akaryakıt, elektrik, su, büro malzemeleri, muhasebe, reklâm, temizlik malzemeleri, kira vb. genel imal ve genel idare giderlerinden iade hakkı doğuran işleme isabet eden kısım,
  1. c) İade hakkı doğuran işlemde kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymet (ATİK) alımı,

nedeniyle yüklenilen KDV’den oluşur. 

İade tutarının hesaplanmasında, önce işlemin bünyesine doğrudan giren harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV dikkate alınır. Daha sonra ilgili dönem genel imal ve genel idare giderleri için yüklenilen KDV’den pay verilir. Bu şekilde hesaplanan tutarın, azami iade edilebilir KDV tutarını aşmaması halinde, bu tutar ile azami iade edilebilir KDV tutarı arasındaki farka isabet eden tutar kadar ATİK’ler dolayısıyla yüklenilen KDV’den iade hesabına pay verilebilir. 

KDV Genel Uygulama Tebliğinde yapılan açıklamaya göre, indirimli orana tabi teslim veya hizmetle ilgili olarak yüklenilen vergi ile söz konusu işlemler üzerinden hesaplanan vergi arasındaki farkın, % 1 oranına tabi işlemler için işlem bedelinin % 17’sini, % 8’e tabi işlemler için ise işlem bedelinin % 10’unu aşan kısmı, iade hesabına dahil edilmez.

Azami iade tutarının belirlenmesinde iade talebinde bulunulan döneme kadar yapılan toplam işlem bedeli dikkate alınır, ay içi hesaplamalarda azami iade edilebilir tutarın aşılması bu durumu değiştirmez. Ancak söz konusu düzenleme 10/10/2018 tarih ve 30528 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 21 Seri No’lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği ile değiştirilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre, ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler (işlemin bünyesine doğrudan giren harcamalar) nedeniyle azami iade edilebilir tutarın aşılması durumu değiştirmemektedir. Diğer bir ifadeyle doğrudan yüklenimler için bir değişiklik olmamakla birlikte, artık ay içi hesaplamalarda genel gider ve ATİK’ler için yüklenilen KDV azami iade edilebilir KDV tutarını aşamayacaktır.

Share.

About Author

Yorum Bırak